Elazığ
18 Nisan, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    43.99
  • EURO
    51.08
  • ALTIN
    7299.0
  • BIST
    12.933
  • BTC
    68270.929$

Suriye'de Ateş Büyüyor: Türkiye Ne Yapmalı?

27 Temmuz 2025, Pazar 14:01

Ortadoğu'da taşlar yerinden oynuyor, haritalar yeniden çizilmek isteniyor. Bu defa satranç tahtasının merkezinde Suriye var. Fakat bu kez oyunun kuralları daha sinsi, hamleler daha tehlikeli…

Türkiye'nin bölgesel barış için attığı her stratejik adım, sahada yeni bir karşı hamleyle gölgelenmek isteniyor. Kalkınma Yolu gibi projelerle Irak’la kurulan yeni ortaklıklar, sadece ticari bir adım değil; aynı zamanda jeopolitik bir meydan okumadır. İşte bu yüzden, bölgede her barış ihtimali bazı aktörleri rahatsız ediyor.

Dürzi-Arap Çatışması: Yeni Bir Kaos Planı mı?

Suriye’de son günlerde artan Dürzi-Arap çatışmaları, sadece bir iç gerilim olarak okunamaz. Yaklaşık 1300 cana mal olan bu kriz, bölgedeki yeni kırılmanın işaret fişeğidir. Üstelik olaylar spontane değil; dikkatlice planlanmış, dış bağlantıları olan bir stratejinin uzantısı gibi duruyor.

İsrail’in uzun süredir Dürzilerle kurduğu ilişkiler ve ABD’nin sahaya yeniden inmesi, bu tabloyu daha da netleştiriyor. Şam zayıflatılmak isteniyor. Amaç, Suriye’yi daha da parçalamak. Ve elbette Türkiye’yi bu parçaların yanına sıkıştırmak.

Türkiye Ne Yapıyor, Ne Yapmalı?

Türkiye bu oyunu görüyor. Görmekle de kalmıyor; sahada pozisyon alıyor. Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen terör devletine karşı yürütülen kararlı operasyonlar, bugün yeni bir cepheye taşınıyor.

Çünkü Türkiye biliyor ki: Üniter bir Suriye, kendi sınır güvenliği için bir zorunluluktur. Parçalanmış bir Suriye ise sınırın ötesine taşan bir kaos demektir. Bu nedenle Ankara, Arap aşiretleriyle ve Türkmen topluluklarla olan bağlarını güçlendirerek yeni bir denge inşa etmeye çalışıyor.

İsrail ve ABD Neyi Hedefliyor?

İsrail’in güvenlik konsepti artık savunmadan çok saldırıya dönüşmüş durumda. Bölgedeki her güçlü devlet, her egemen yapı, potansiyel bir tehdit olarak görülüyor. Bu bakış açısı, Dürzi kartının neden masaya sürüldüğünü açıklar nitelikte.

ABD ise eski defterleri karıştırıyor. Afganistan’dan çekilen, Irak’tan yorgun düşen Washington, Suriye’de tekrar sahaya inerse, bu sadece İsrail’in arkasında durmakla kalmaz; bölgeyi yeniden ateşe atar. Şam üzerindeki baskı, yalnızca Esad’ı değil, Türkiye’yi de hedef alır.

Şam Düşerse, Sınır Yanabilir

Unutmayalım; Türkiye, sadece kendi topraklarını değil, Suriye’nin bütünlüğünü de savunarak aslında kendi geleceğini koruyor. Çünkü Şam'ın çökmesi, sadece bir başkent meselesi değildir. Bu, Türkiye’nin güney sınırında ateşle çizilmiş yeni bir harita demektir.

O yüzden bugün Ankara’nın yaptığı her diplomatik temas, her askeri hareketlilik, aslında bir barış yatırımına dönüşmelidir. Kararlılık sürmeli, ama soğukkanlılık da elden bırakılmamalıdır.

Sonuç: Teyakkuz Bitmemeli

Ortadoğu’da barış kolay gelmiyor. Hele ki terörle beslenen, vekâlet savaşlarıyla büyüyen bir coğrafyada. Fakat Türkiye, bu zorlu coğrafyada kendi oyununu kurmaya muktedir bir ülke. Yeter ki stratejik sabır ve akıl bir arada yürüsün.

Bugün Dürziler üzerinden yürütülen bu yeni kaos planı, yarın başka bir etnik grubu hedef alabilir. Bu yüzden sadece bir olaya değil, tüm tabloya bakmak zorundayız. Ve bu tabloyu bozacak her hamleye karşı, terörsüz bir Türkiye, istikrarlı bir bölge vizyonunu savunmaya devam etmeliyiz.

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum